MOTORDA KULLANILAN SIVILAR

10.1.BENZİN

 

10.1.1.Benzinden beklenenler: Otomobillerde kullanılan benzinde olması gereken özellikler, motorun yapısına, özelliğine ve çalışma şartlarına bağlıdır. Genelde benzinden beklenenler aşağıdaki gibidir:

 

? Değişik motorlara uyum sağlayabilmek için darbeli çalışmalara karşı dirençli olmalıdır.

? Uçucu olmalıdır.

? Düşük yakıt tüketimine olanak sağlamalıdır.

? Motor yağından etkilenmemelidir.

? Buhar tıkacı olmaması ve süzülmemesi için yeterli ısıl direnç karakteristiklerine sahip olmalıdır.

? Yanma odasına bulaşmamalıdır.

? Yakıt hatlarını ve yakıt sistemine ait komponentleri tıkayabilecek türde yabancı maddeler içermemelidir.

? Stoklama esnasında doğaya zarar vermeyecek şekilde depolanmalıdır.

? Stoklama esnasında özellikleri değişmemelidir.

 

10.1.2.Benzinin özellikleri

 

10.1.2.1.Özgül ağırlık: Benzinin özgül ağırlığı 0,70 ile 0,80 arasındadır. Yüksek özgül ağırlığına sahip benzinin kaynama noktası yüksektir. Dolayısıyla marşa basmayı zorlaştırır ve düşük sıcaklıklarda veya düşük hızlarda motorun çalışmasını kötü yönde etkiler.

 

10.1.2.2.Benzin buharı: Kapalı bir depo içerisinde saklanan benzin veya herhangi bir sıvı, buharlaşma basıncı kendi sıcaklığına uygun basınç seviyesine ulaşana dek buharlaşmaya devam eder.

 

Benzin çok çeşitli hidrokarbonların bileşiminden meydana gelmiş sıvı bir maddedir. Bu yüzden buharlaşma basıncı hidrokarbon yapısını meydana getiren her bir elemanın kısmi buharlaşma basıncından etkilenir.

 

Benzinin buharlaşma basıncı düşük iken, soğuk havalarda motorun ilk çalıştırılması zordur. Buhar basıncı yüksek olduğu zaman, sıcak havalarda yakıt hatlarında buhar tıkacı meydana gelebilir. Bu nedenlerden dolayı, en azından yazın ve kışın olmak üzere benzin buharının basıncının uygun olup olmadığı yılda iki kez kontrol edilmelidir.

 

Ayrıca benzin buharının basıncı yüksek olduğu zaman, daha hafif olan moleküllerin buharlaşması daha kolay olur. Dolayısıyla benzinin nakliyesi, depolanması ve kullanılması esnasında çeşitli tedbirlerin alınması gerekir.

 

10.1.2.3.Distilasyon özelliği: Benzinin distilasyon özelliği, benzinin buharlaşma kabiliyetini ifade eder. % 10 distilasyon sıcaklığı veya % 50 distilasyon sıcaklığı, benzinin %10’unun veya % 50’sinin buharlaştığı andaki sıcaklığına karşılık gelir. Bu distilasyon sıcaklığının motorun çalışma karakteristikleri üzerindeki etkisi büyüktür. % 10 distilasyon sıcaklığında, motorun soğuk havalarda ilk çalıştırılması, motor yağının bulaşması, hızlanma, buhar tamponu, süzülmesi, karbüratörde buzlanma v.b. gibi olaylar etkilenecektir.

 

10.1.2.4.Oktan sayısı: Oktan sayısı benzinin vuruntuya karşı gösterdiği direncin bir göstergesidir. Oktan sayısı ne kadar yüksek ise, benzinin kendi kendine tutuşma şansı o kadar azdır ve vuruntu olmaz. İzo-oktandan (Saf oktan) meydana gelmiş olan bir benzinin oktan sayısı 100’dür ve normal heptan ise 0’dırbu iki kimyasal madde benzinin içerisinde çeşitli oranlarda karışım haşindedir. Eğer benzin içerisinde bulunan oktan-heptan karışımının %80’i saf oktan ise bu benzinin oktan sayısı 80’dir.

 

Oktan sayısının ölçümü sürüş şartlarına bağlı olarak değişir. Oktan sayısını ölçmek için iki yöntem vardır: araştırma yöntemi ve motor yöntemi. Genellikle daha çok araştırma yöntemi kullanılır. Araştırma yöntemine göre 90 oktan sayılı benzinlere normal benzin ve 95 oktan sayılı benzinlere süper benzin adı verilir.

 

Ham petrolün atmosferik şartlar altında damıtılmasıyla birlikte elde edilen benzinin oktan sayısı 40-70 arasındadır. Ancak daha sonraki prosesler ile benzinin oktan sayısı 80 civarına kadar yükseltilir. Bu ürünler daha sonra uygun oranlarda karıştırılırlar. Ayrıca benzin içerisinde kurşun alaşımları, korozyonu engelleyici maddeler, katıklar ve deterjanlar bulunur.

 

 

10.2.DİZEL YAKITI

 

10.2.1.Dizel yakıtından beklenenler:

 

? İyi tutuşma becerisi

? Düşük bulanma noktası, düşük donma noktası ve düşük erime noktası

? Uygun viskozite

? Yüksek kaynama noktası ve az karbon artığı

? Az sülfür ihtivası

? Stoklama veya kullanım esnasında özelliklerini kaybetmemesi

? Yüksek ısıtma değeri

? Bulanma noktası: İnce yağın sıcaklığının düşmesi ile birlikte, yağın şeffaflığı da kaybolmaya başlar ve yağ bulanıklaşır. İşte bu ana bulanma noktası adı verilir. Eğer sıcaklık düşürülmeye devam ederse yağ donar.

 

10.2.2.DİZEL YAKITININ ÖZELLİKLERİ

 

10.2.2.1.Setan sayısı: Dizel motorda, emme zamanı esnasında silindir içerisine sadece hava emilir. Sıkıştırma zamanının sonuna gelindiği anda, dizel yakıtı yanma odası içerisine püskürtülür. Sıkıştırılmış havanın kendi sıcaklığı dizel yakıtını tutuşturur. Bu tutuşturma karakteristiğinin verimliliğin bir göstergesi olarak setan sayısı kullanılır. Yüksek setan sayısına sahip bir dizel yakıtının tutuşma karakteristiği daha iyidir ve neticede daha az vuruntulu çalışır.

 

Benzin ve dizel yakıtını sıcak bir demir plakanın üzerine döktüğünüz zaman benzin hemen buharlaşacak ancak yanmayacaktır. Ancak dizel yakıtı kısa bir süre sonra yanmaya başlayacaktır. Buna parlama noktası adı verilir. Tutuşma sıcaklığı düşük olduğu zaman parlama noktası da düşüktür. Parlama noktası; dizel vuruntusu, yumuşak motor çalışması ve yakıt tüketimi üzerinde büyük etkiye sahiptir. Dolayısıyla parlama noktasının uygun bir değerde olması önemlidir.

 

Benzinli ve dizel motorların ihtiyacı olan yakıt karakteristikleri birbirine zıttır ve bu yüzden setan ve oktan sayıları da zıt özelliklere sahiptir.

 

10.2.2.2.Akma noktası: Dizel yakıtı soğutulduğu zaman, kademeli olarak kalınlaşmaya başlar ve katılaşır. Başlangıçta kristal yapısı düzgündür ve mevcut yapı akıcılığı etkilemez. Ancak sıcaklığın azalması ile birlikte katılaşmaya başlar ve dizel yakıtı akıcılığını kaybeder. Bu andaki sıcaklığa katılaşma noktası adı verilir.

 

Ayrıca soğutma işlemi esnasında, dizel yakıtı içerisinde katı bileşimler yüzmeye başlar. Katılaşmış bu kristal yapılar yakıt süzgecine, filtrelere ve boruların dirsek veya ezilmiş kısımlarına yapışırlar ve akışını zorlaştırır veya yakıt sisteminde tıkanıklığa neden olurlar.

 

10.2.2.3.Viskozite (Kalınlık): Dizel yakıtının viskozitesi yakıtın yanma odası içerisine püskürtülmesini ve yakıt pompasının çalışmasını etkiler. Dizel yakıtı aynı zamanda yakıt pompasını, enjektör memelerini ve diğer parçaları da yağlar. Dizel yakıtının viskozitesi düşük olduğu zaman, yağ filmi teşekkül edemez ve parçalarda aşınmalara ve yanmalara neden olur. Uygun bir yakıt püskürtme sistemine sahip olabilmek için, püskürtme şeklinin uygun ve güçlü olması gerekir. Ayrıca yakıtın iyi atomize olarak dağılması da çok önemlidir. Bunların hepsi yakıtın viskozitesi ile yakından ilişkilidir. Yakıtın püskürtülmesi açısından düşük viskozitede olması istenir. Güçlü bir püskürtme için ise yüksek viskozite aranır. Pulvarize öncelik sahibi ise güçlü bir püskürtmeden fedakarlık edilebilir.

 

10.2.2.4.Sülfür (Kükürt) ihtivası: Sülfür (Kükürt) yandığı zaman sülfür dioksit gazına dönüşür. Sülfür dioksit, hava kirliliği oluşturan bir gazdır. Sülfür dioksit aynı zamanda motorun çeşitli kısımlarında korozyona neden olur. Özellikle piston segmanları ve segman kanalları içerisine yapışarak paslanmayı hızlandırır. Dizel yakıtı içerisinde mümkün olduğunca az miktarda sülfür olmakıdır. Çünkü motor yağına karışarak yağın özelliğini bozduğu gibi zayıf parlama ve yanma özelliğinden dolayı egzozdan siyah duman atılmasına neden olur.

 

10.2.2.5.Uçuculuk: Dizel yakıtının kaynama noktası yüksektir ve normal sıcaklıkta uçmaz. Ancak, yakıt yanma odasına püskürtüldükten hemen sonra belirli bir derecede buharlaşması gerekir. Soğuk havalarda motorun ilk çalıştırılması için dizel yakıtının yüksek setan sayısına sahip olması da özellikle önemlidir. Ancak uçuculuk ve setan sayısı özelliklerini aynı anda elde etmek mümkün değildir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

10.3.YAĞLAR

 

Birbirleri ile temasta olan ve dönen mekanik parçaların aşınmaması için özel tedbirlerin alınması şarttır. Sürtünen yüzeyler üzerinde bir hasar ve aşınma olmaması için birlikte çalışan parçaların malzemeleri dikkatle seçilmeli ve aralarında uygun bir yağlayıcı madde kullanılmalıdır.

 

10.3.1.YAĞDAN BEKLENENLER

 

10.3.1.1.Sürtünmelerin azaltılması: Birbiri üzerinde kayan metaller arasında sürtünme meydana gelir. Bu yüzeyler arasında kullanılan sürtünmeyi azaltıcı bir madde sayesinde hem sürtünme kuvvetleri azaltılabilir hem de metallerin aşınması engellenebilir.

 

Sürtünme yüzeylerinin yağlanması sıvı yağlama (Sıçratma yöntemi) ve film yağlama (Yağ filmi) şeklinde ikiye ayrılır.

 

Sıvı yağlama yönteminde, katı malzemenin sürtünme yüzeyleri arasında kalın bir yağ filmi oluşturulur. Bu film yüzeylerin direkt temas etmesine engel olur. Her iki malzeme arasındaki sürtünme sıvı yağlama ile büyük ölçüde azaltılmış olur. Örneğin rulmanlar bu yöntem ile yağlanırlar.

 

Yağ filmi yönteminde ise yüzeyler arasında teşekkül eden yağ filmi oldukça incedir. Sıvı yağlama yöntemi ile karşılaştırıldığında bu yöntemde yüzeylerdeki aşınma miktarları daha fazladır. Bu yöntemde birbiri ile çalışan parçaların sürtünme yüzeylerinde düzgünsüzlük (Pürüz) varsa, parçaların yüzeyleri birbirleri ile temas edebilir. Hatta sıcaklığın artması ile birlikte büyük hasarlar meydana gelebilir. Bu yüzden yağ filmini teşekkül eden yağ tipi uygun seçilmelidir. Üst piston segmanının bulunduğu yerdeki yağ filmi örnek olarak gösterilebilir.

 

10.3.1.2.Soğutma: Motorun parçaları yanma neticesinde ortaya çıkan sıcaklık ve sürtünmeden dolayı meydana gelen ısınmaya bağlı olarak sürekli ısınırlar. Yağ bu sıcaklığı üzerine alır ve dışarı atarak parçaların soğumasına yardımcı olur.

 

10.3.1.3.Sızdırmazlık: Yağ filmi temas eden metal yüzeyleri arasında teşekkül eder ve sızdırmazlık sağlar. Özellikle piston ile silindir arasında oluşan yağ filmi yanmış gazların veya sıkıştırılmış karışımın krank haznesine kaçmasına izin vermez.

 

10.3.1.4.Gerilim dağıtma: Motor yağı motorda meydana gelen basıncı üzerine alır ve bu basıncı dağıtarak yağ filminin kırılmasına engel olur.

 

10.3.1.5.Paslanmayı önleme: Motor yağı içerisinde paslanmayı ve korozyonu engelleyici katkılar vardır. Motorlarda, yakıt içerisinde sülfirik asit ve su gibi paslanmayı ve korozyonu hızlandıran maddeler bulunur. Motor uzun süre kullanılmadığında veya ortam sıcaklığı çok düşük iken, paslanmanın en büyük nedenlerinden biri sudur. Oksidasyon ve korozyon engelleyici katkı maddeleri motor yağında bulunmaktadır.

 

10.3.1.6.Temizleme: Yanma sonrasında ortaya çıkan ve yağa karışan yabancı maddeler yağ kanallarına yapışarak yağın geçişini zorlaştırır, parçaların üzerlerine yapışarak aşınmaya neden olurlar. Motor yağı bu yabancı maddeleri toplayarak yağ karterine taşır.

 

10.3.2.YAĞLARIN SINIFLANDIRILMASI

 

10.3.2.1.VİSKOZİTEYE GÖRE YAĞIN SINIFLANDIRILMASI

 

Viskozite numarası SAE (Society of Automotive Engineers – Otomotiv Mühendisleri Birliği) olarak iki sayı ile belirtilir. W (Winter – Kış) harfi ile belirtilen değer yağın – 20 0C sıcaklıktaki viskozitesini ifade ederken diğer sayı ise yağın yaklaşık 100 0C sıcaklıktaki viskozitesini ifade eder.

 

Motor yağlarının karakteristikleri sıcaklığa bağlı olarak büyük ölçüde değişir. Üstelik bir motorun çalışması esnasında meydana gelen sıcaklık değişimi (-30 0C ile 100 0C arasında ) oldukça büyüktür. Dolayısıyla, eğer motor yağı sadece sürüş şartları göz önüne alınarak seçilecek olursa, öncelikle soğuk havalarda marşa basılırken, problemler ortaya çıkabilecektir. Aksine, sadece soğuk havada marşa basma durumu göz önüne alınarak motor yağı tipi seçilecek olursa, yüksek sıcaklıklarda, temas yüzeyleri üzerinde yağ tabakası kalacak ve aşınma, hasar gibi arızalar ortaya çıkabilecektir.

 

10.3.2.1.1.SAE viskozite numarası

 

? Soğuk ve ılık bölgeler: Ortam sıcaklığının -20 0C üzerinde olan iklim şartlarında 10 W 30 kullanılması tavsiye edilir.

? Sıcak bölgeler: 20 W 40 veya 20 W 50 kullanılması uygundur.

 

10.3.2.2.KALİTEYE GÖRE SINIFLANDIRMA

 

Motor yağı API (Amerikan Petrol Enstitüsü) tarafından belirlenen standartlara uygun olarak kalitesine göre sınıflandırılır.

Gösterim: (3239) |
Yorum Fonksiyonu Açık Değil